Ana Sayfa Blog Sayfa 3

Evde gıda israfını engelleyin

0
Evde gıda israfını engelleyin

Evde gıda israfını engelleyin. Avrupa’da her yıl yaklaşık 88 milyon ton gıda israf ediliyor ve bu israfın yarısından fazlası da evlerdeki kullanımlardan oluşuyor.

Evde gıda israfını engelleyin…  Avrupa Gıda Konseyi EUFIC, 29 Eylül Dünya Gıda İsrafı Günü’ne dikkat çekmek için, evde gıda israfını önlemeye yönelik öneriler paylaştı. 2021 Birleşmiş Milletler (BM) Gıda İsrafı Raporu verilerine göre; Türkiye’de her yıl 7,7 milyon ton yiyecek çöpe atılıyor. Türkiye’de de Sabri Ülker Vakfı’nın üyesi olduğu kuruluş; alışveriş yapma, yemek pişirme ve yemekleri planlama şeklini değiştirerek evde gıda israfının önüne geçilebileceğini belirtiyor.

Günümüzde hızla artış gösteren dünya nüfusu ve buna paralel olarak artan gıda ihtiyacı, doğal kaynakları dikkatli kullanmayı daha da önemli hale getiriyor. Oysa pek çoğumuzun, belki farkında bile olmadan yaptığı gıda israfı, geleceğe ve sürdürülebilir bir yaşamın kaynaklarına yönelik israfın habercisi konumunda yer alıyor. Bu durumun önüne geçmek için evlerde birkaç uygulamaya dikkat etmek yeterli oluyor.

Öğünlerinizi planlayın

Alışveriş kampanyalarının cazibesine karşı farkındalığın sağlanması önemli. Gerekenden fazla miktarda yapılan gıda alışverişi, gıdayı marketten alındığı gibi henüz kullanamadan çöpe atılmasına neden olabiliyor. Bütün bir haftanın yemek planını hazırlamak, daha planlı öğünler sunarak, gıda israfının önlenmesine yardımcı oluyor. Alışveriş öncesi buzdolabında ve dolaplarda kalan yiyeceklerin kontrol edilmesi öneriliyor. Alışverişe yemekten sonra gitmek, alışveriş listesi hazırlamak ve listeye bağlı kalmak da evde gıda israfının önlenmesi için oldukça önemli adımlardır. Meyve-sebze satın alırken, kusurlu ancak yenecek durumda olan meyve ve sebzelere de bir şans verin, diğerleri gibi yenilebilir ve besleyici kısımları bulduğunu ve gıda israfı için önemli bir paya sahip olduklarını unutmayın.

Gıdaları nasıl saklamanız gerektiğini bilin

İlk giren ilk çıkar prensibini uygulayarak yiyeceklerin dolaplarda veya buzdolabında kaybolmadığından emin olun. Taze market ürünleri, son kullanma tarihleri daha yakın olan, öne konulan ürünlerin arkasına yerleştirilmelidir. Buzdolabını düzenlerken, artan yemek gibi gıdaları üst rafa, ağzı kapalı çiğ et ve balık gibi yiyecekleri damlamaması için alt rafa yerleştirin. Meyve ve sebzeler için ayrı bir çekmece ayırın. Dijital saklama kılavuzu, akıllı buzdolabı, uygulama veya çevrimiçi şablon kullanarak evde gıda saklama şekillerini takip edin.

“Tavsiye edilen tüketim tarihi” ve “son kullanma tarihi” önemli

Paketlerin üzerindeki ‘son kullanma tarihi’ ürünü tüketmenin ne zamana kadar güvenli olduğunu bize bildirir. Son kullanma tarihi genellikle soğutulmuş et, süt ürünleri ve hazır yemekler gibi bozulabilir gıdalarda bulunur. Gıda israfını önlemek için bu gıdalar, gerektiği zaman ve gereken miktarda satın alınmalıdır. ‘Tavsiye edilen tüketim tarihi’ son kullanma tarihine göre daha esnektir. Bu tarihten sonra kuru fasulye, mercimek, makarna gibi gıdalar kaliteleri düşmüş olsa bile güvenle tüketilebilir. Bu etiketlere sahip gıdaların kalitesini tespit etmek için duyularımıza güvenmek yeterlidir.

Elinizde olanı kullanın 

Buzdolabında ve dolaplarda neler olduğunu düzenli olarak kontrol edin ve son kullanma tarihi yaklaşan yiyecekleri tüketin. Buzdolabından çıkardığınız artan sebzeleri makarna, çorba, omlet içine ekleyin veya bir tencerede birlikte pişirebilirsiniz. Yaratıcı olmak, az malzemeyle yemek pişirmek için yeni tarifler denemek gıda israfının önüne geçebilir. Gıdaları son kullanma tarihinden önce dondurmak bir diğer seçenek. Dondurulmuş meyveler ile smoothie’ler yapabilirsiniz.

Porsiyonları gereğinden fazla hazırlamaktan kaçının

Yemekleri küçük porsiyonlar halinde servis edin, ikinci tabağı gerekince alın. Yemek servisi için daha küçük boyutlu tabaklar kullanın. Uygun porsiyon boyutları için ölçü kapları ve kepçeler alın. Ertesi gün öğle yemeğinde, arta kalan yemekleri kullanın. Yemek artıklarını farklı malzemelerle karıştırıp biraz salata veya ekmekle süsleyin. Sonra kullanmak için gıdaları dondurun. En lezzetli sonuçlar için, donmuş yemek artıkları üç ay içinde kullanılmalıdır. Artan yemekleri tarih etiketleri ile saklayın, böylece yiyecekleriniz bozulmadan ve israf olmadan tüketebilirsiniz. Dışarıda yemek yedikten sonra kalan yemekler olur ise paketlenmesini isteyin.

Fazla gıdalarınızı paylaşın

Gıdaları tüketmek hâlâ güvenliyse ama kendimizin kullanamayacağını biliyorsak, bu gıdaları paylaşabiliriz. Çevrede bağış kabul eden ve ihtiyaç sahiplerine gıda yardımında bulunan gıda bankaları olup olmadığını kontrol edin.

Atıkları mümkün olduğunca yeniden kullanın

Gıda artıklarını yeniden değerlendirmeye çalışın. Brokoli sapları ve çiçekleri ile, karnabahar yaprakları, patatesler de kabukları ile pişirilebilir, kavrulmuş kereviz yaprakları baharat olarak kullanılabilir ve diğer artıklar evde et suyu yapımında kullanılabilir. Bir gıda atığı günlüğü tutun ve gıda israfını durdurmanın yaratıcı yollarını not edin.

Gıdaları evde kompostlamak gıda israfını azaltmasa da atıkları, toprağı beslemeye yardımcı olan kompost haline getirerek çevreye neden olduğu etkiyi azaltmaya yardımcı olmak için bir yol olabilir. Kompostlama, mikroorganizmaların gıda atıklarını biyolojik olarak parçaladığı, sağlıklı toprağı destekleyen koyu, topraklı, besin açısından zengin bir malzemeye dönüştürdüğü doğal bir süreçtir. Ne tür gıda atıklarının toplandığını öğrenmek için yerel yönetiminizle görüşebilirsiniz. Ya da bahçenizi besleyebilirsiniz! Kompost, satın alınan gübreye kıyasla ekonomik ve organik bir alternatiftir. Ancak, bitki bazlı gıdalara et ve hayvansal ürünlere kıyasla daha çok tercih edilmeli, çünkü hayvansal ürünler kötü kokulara ve haşerelere neden olabilir.

Sağlıklı cilt için bütünsel sağlık

0
Sağlıklı cilt için bütünsel sağlık

Sağlıklı cilt için bütünsel sağlık… Son teknoloji cihazlar ve bütünsel tedaviler ile sağlıklı bir cilde kavuşmanız mümkün.

Sağlıklı cilt için bütünsel sağlık… Sonbaharın gelmesiyle birlikte soğuk havaların cildimize olumsuz etkilerinin yanı sıra yaz mevsimi sonrası oluşan lekelerden rutin bakımlarla kurtulmak pek mümkün olmuyor. Özellikle altta yatan alerjik, hormonal vb. sorunlar cilt sağlığını da kötü etkiliyor. Son teknoloji cihazlar ve bütünsel tedavilerle sağlıklı bir cilde kavuşmanız mümkün.

Sağlıklı cilt için gerekenler

  • Mevsim değişiklikleri nedeniyle değişen sıcaklıklar, UV ışınları, nem ve rüzgar cilt sağlığımıza olumsuz etki eden en büyük çevresel faktörlerden. Uyku düzenimiz, psikolojimizin ve genetik faktörlerin etkileri de dâhil olmak üzere tüm bu unsurlar cildimizin görüntüsünde istemediğimiz değişikleri tetikleyebiliyor.
  • Cildimiz, genel sağlığımızın yansımasını izleyebildiğimiz bir ayna görevine sahiptir. Bu nedenle, cilt üzerinde yaşadığımız problemleri yalnızca cilt özelinde değerlendirmek yeterli gelmeyebiliyor. Ciltte meydana gelen herhangi bir sorunun asıl kaynağının bulunması büyük önem taşıyor. Genellikle asıl kaynağa odaklanmak yerine yüzeysel yaptığımız rutin bakım ve cilt uygulamaları ise süreklilik kazanan problemler olarak karşımıza çıkıyor.
  • Ergenlik dönemi bitmiş olmasına rağmen akne problemi yaşayan bazı erişkin bireylerin, altta yatan başka alerjik ya da hormonal sorunlarının olabilmesi, bu duruma verilebilecek örneklerden biri. Akne sorununun altında yatan nedenleri incelemek cilt sağlığımız için en doğru tedavi yöntemi olacaktır. Deriyi bedenimizden bağımsız bir organ olarak değil, tüm vücudun bir parçası olarak görmek gerekiyor.
  • Bireylerin genel sağlığını sistem bazında bütünsel olarak ele almak gerekiyor. Dolaşım sistemi, toksin birikimi, alerji düzeyleri, vücudumuzdaki ağır metaller, mevcut bağırsak ve karaciğer sorunları gibi tüm hücre, doku, gen ve organlar bir sistem içerisinde, bütünsel olarak taranıyor. Klinikte bulunan son teknolojik cihazlarla cilt sıkılaşmasından cilt leke tedavisine ve anti-aging bakımlarına kadar çok yönlü işlemler yapılabiliyor.

Kişiye özgü problemler öncelikle saptanarak, dıştan içe değil, içten dışa doğru tedavi ilkesini son teknolojik cihazlarla bir araya getirilip, yeni bir görünümün anahtarını sunuluyor.

Sosyal medya güzellik kaygısını artırıyor

0
Sosyal medya güzellik kaygısını artırıyor

Sosyal medya güzellik kaygısını artırıyor… Peki bu durumun nedeni nedir, nerelere neden oluyor? İşte sizler için uzman görüşü…

Sosyal medya güzellik kaygısını artırıyor… Burnu biraz küçültelim, dudakları büyütelim, göz kenarlarına biraz dolgu, alına biraz botoks, beli inceltelim… İşte oldu! Günümüzde sosyal medyanın da etkisiyle güzel görünebilme çabası giderek artıyor. Peki bu durumun nedeni nedir, nerelere neden oluyor? İşte sizler için uzman görüşü…

Birçoğumuz diğer insanların hakkımızda ne düşündüğünü, onların üzerinde nasıl bir izlenim yarattığını merak ediyor, güzel görünmek, çekici olmak ve iyi bir izlenim bırakmak istiyoruz. Güzelliğin tarihsel gelişimine baktığımızda maddesel bir güzellik tanımı olduğunu, sanat alanında ise bu tanımın kadın bedeni üzerinden aktarıldığını görüyoruz. Rönesans döneminde kadının güzelliğini erkeğe hitap eden, güzelliğini erkeğe sunan kadın vücudunun merkeze alındığını söyleyebiliriz. “Kadınlar ise kendi seyredilişlerini seyrederler. Bu mevcut durum kadının kendisiyle kurduğu ilişkisini de belirler” diyen uzmanlar, Rönesans dönemi yapılan resimler veya mimari eserlerde kadının güzelliğine ve bedenine yapılan vurgu ile günümüz medyasında görülen kadının sunumu arasında büyük benzerlikler göründüğüne dikkat çekiyor.

Teknolojik koşulların değişimi ve gelişimi, tarihsel süreçler ile birlikte erkek bedeninin de artık bu yoruma ve vurguya dahil edildiğini kaydeden uzmanlar, günümüzde bedensel güzelliğin, herkes için belki de tarih dönemlerinin hiçbirinde olmadığı kadar dikkat edilen, ilgilenilen ve sahip olmak için çaba gösterilen bir özellik olduğunun altını çiziyor.

Güzellik dayatmasının dışında kalmak

Güzel görünüme verilen önemle birlikte birçok kişi çekici, beğenilir ve tercih edilebilir olma arzusuyla daha güzel görünebilmek için yoğun ve çaba içine giriyor. Estetik ve güzellik ihtiyacı, kişinin güzelliğinin tadını çıkarma ve güzelliğe teşvik arzusunu ifade ediyor. En son stilleri takip etmenin, belli bir tarza sahip olmanın, makyaj yapmanın kişinin estetik anlayışını ifade etme biçimi olduğunu vurgulayan uzmanlar, bireysel güzellik ihtiyaçlarını ifade eden estetik değerlerin herkes için aynı olmadığını hatırlatıyor.

Ortak ve kabul gören normlara uygun bir güzellik dayatmasının dışında kalmanın kişiyi güvensiz ve kaygılı bir durumla baş başa bıraktığının altını çizen uzmanlar, burada güvensizliğin nedenlerinin grubun dışında kalmak, başarısızlık, yalnızlık, beğenilmemek, tercih edilebilir olmamak ve kendilik değerine ilişkin kaygılar olduğunu belirtiyor. Yine uzmanlar, bunun sonucunda kişinin sahip olduğu bedeni ve fiziki görünüşüyle ilgili ortaya çıkan olumsuz beden algılarının sosyal görünüş kaygısına neden olduğuna dikkat çekiyor.

Kitle iletişim araçları

Sosyal görünüş kaygısının bireyin yalnızca vücut biçiminden kaynaklanmadığı; boyunun uzunluğu, kilosu, yüzünün şekli gibi nedenlerle yaşanan kaygıları da kapsayan ve günlük sosyal aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen bütüncül bir kaygı durumu olduğunu sık sık anlatılıyor. Kişinin sosyal görünüş kaygılarını etkileyen üç temel faktörün akranlar, ebeveynler ve kitle iletişim araçları olduğunu anlatan uzmanlar, görüşlerini şu ifadelerle vurguluyor:

“Pek çoğumuz bu faktörlerin etkisiyle birlikte sunulan fiziksel görünüm ideallerini içselleştirmekte ve sahip oldukları görünümlerini diğer bireylerle karşılaştırıyoruz. Kişi, eğer ideal olarak sunulan fiziksel özelliklere sahip değilse beden imajıyla ilgili olumsuz düşünceleri tetiklenir ve sosyal görünüş kaygısı artabilir.Sosyal medya; başarılı, güzel, tercih edilir olmanın şartının, görsel mükemmelliğe sahip olmak olduğunu öne sürer, “Güzel olan iyidir” kabulünün eder. Beğenilirliği yüksek kişilerin toplum tarafından da daima tercih edilen kişilik özelliklerine sahip olduklarına olan inanç da yanıltıcı olabiliyor.”

Filtreler gerçek olmadığında

Sosyal medyada paylaşılan gönderilere uygulanan filtrelemelerde genellikle dudak ve göz büyütme, burun küçültme, cilt pürüzsüzleştirme, yanak bölgesini daraltma, alın ve elmacık kemiği bölgesinde ışıklandırma gibi birtakım yapay ve teknolojik estetik işlemler görülüyor. Bu gönderilerin tam anlamıyla gerçek olmadığının ayrımına varmayan bireyler, kendi görünümleri ile ilgili gerçekçi olmayan beklentilere girebiliyor. Bu bireylerin kendilerini sosyal medyada ilgi gören kişilerle karşılaştırmaya, bunun sonucunda ise kendi güzellikleriyle ilgili kaygılarının artığının altını çizen uzmanlar, “Bu oluşan düşüncelerin ve algıların sonucunda görünümlerinden memnun olmayan bireylerin bu durumla baş edebilmeleri ve hayat kalitelerini arttırmak için estetik cerrahi müdahalelere başvurma oranları gittikçe artıyor” diye görüşte birleşiyor.